Haber Görseli

''BEN DİKTATÖR DEĞİLİM''

27 Mart 1994 yerel seçimleriyle iktidara gelen milli görüş kadrolarının, önemli bir bölümünün, milli görüş gömleklerini çıkartarak, giydikleri yeni gömlekleri ve kurdukları AKP, 2002 Kasım'ında seçimle elde ettikleri iktidarı 11. yılını doldurmak üzere...
Gelişmiş demokrasilerde, partilerin iktidarda kalma süresi uzadıkça iktidar paydaşları ilişkilerini geliştirir ve demokrasileri olgunlaşır. AKP de iktidar uzadıkça demokratik paydaşlarla yargıdan basına meclislerden muhalefete sorunlar derinleşirken, yürütmede sağlıktan eğitime, dış politikadan adalete, yaşanan sorunlar kabine değişikleri ile giderilmeye çalışılıyor. Ekonomideki daralma, bazı partililerde ve yandaş şirketlerde ki hızlı ve aşırı zenginleşme, parti tabanında adalet anlayışına olan inancı zayıflatıyor. Kadroların huzursuzluğu artırınca, yönetim paniklemeye başlıyor.
Önce anti demokratik uygulamalar başını alıp gitmeye başlıyor. Yetmez ama, evet'çi aklı evveller, biraz mahcup biraz utangaç ama hızlı ve sessizce AKP'den uzaklaşıp, sessiz bekleyişlerini akil insan olma umuduyla sürdürüyor olabilirler.
Demokrasimizin önemli paydalarından basınımız tamamen sus pus edilmiş. Basınımızın önemli kalemlerinden kaçının Başbakan'ın hışmına uğradığını, kaçının patronları vergi cezaları vb. tehditlerle işlerinden kovdurulduğunu hatırlayan var mı? Haberiniz var mı? demokrasi sevdalısı akil insanlarımız, utanıyor musunuz?
Çeşitli sebeplerle iktidara oy vermiş kentli merkez sağ seçmen ile milli görüş geleneğinden gelen seçmen, ardarda gelen yasal düzenlemelerle ve keyfi uygulamalardan sonra kendini, artık AKP de konumlandırmakta zorlanınca, siyasetin solundan ve sağından yenı adresler aramaya başladı. Bu durumdan panikleyen parti kurmayları olası adres sayılabilecek, merkez sağın gelenekçi partisine, milli görüşün yenilikçi yeni partisine ve kendini Türk - İslam sentezci tarif eden milliyetçi partiye çeşitli bahanelerle operasyon yaptılar. Üç partiyi de siyasi arenadan sildiler. Ama nafile. Cemaatle olan ilişkiler de işe katılınca, işler her alanda sarpa sarıyor ve kan kaybı devam ediyor.
Sayın Başbakan ülkeyi, kendi partisini yönetir gibi yönetmeye çalışıyor, hiçbir kural tanımıyor. En ufak itiraza tahammül gösteremiyor. "Başbakanım, Bakanım, Valiyim belediye başkanıyım, savcıyım, hakimim, yetkilerin hepsi benim” diyor. "Yasamaymış, yargıymış, basınmış hepsinin canı cehenneme ben yaparım olur kimse karışamaz. Kültürde, sanatta, sosyal yaşamda, sağlıkta, bilimde, çevrede, aklınıza gelen ya da gelmeyen her konuda son sözü ben söylerim böyle biline" diyor.
11. yılında AKP iktidarı gezi parkında ki çevre duyarlılığı ile başlayan, hiç kimsenin öngöremeyeceği hızla yurdun dört bir yanına yayılan itirazlar, bu zamana kadar toplumun büyük bir çoğunlunun çok da sorgulamadığı Tayyip Erdoğan ve AKP kadrolarının iktidarda iken kritik anlarda kendilerinden farklı düşünenlerin itirazlarına verecekleri reaksiyonları, yönetim anlayışlarını, demokratik seviyelerini bir anda açığa çıkardı.
Eskiden askerler demokrasimize balans ayarı yapıyordu, şimdi polis asker el ele demokrasimize "Tayyip ayarı” yapıyorlar..
Ve ekliyor "ben diktatör değilim"..

Bayram BEKAR

Makaleyi Paylaş:
ⓕ Facebook 𝕏 Twitter 📱 WhatsApp